New York Gypsy All-Stars 19 Ekim’de Bursa Hayal Kahvesi’nde
New York Gypsy All-Stars 19 Ekim’de Bursa Hayal Kahvesi’nde

New York Gypsy All-Stars Balkanların Çingene Ruhunu Funkla Birleştiriyor

New York Gypsy All-Stars Makedonya, Yunanistan, Türkiye ve Amerika’nın çağdaş müzik ortamlarında yetişen ve dünyanın en iyi müzik okullarında eğitilen virtüözlerin bir araya gelmesiyle ortaya çıktı. Uzun zamandır beklenen ve orijinal parçalardan oluşan albümleri Romanetch ile Balkanların ve Yakın Doğu’nun birbirine kenetlenmiş köklerini ayrıştırıyor.

Klasik eğitimi almış ve geleneksel değerlere bağlı olarak yetiştirilmiş Makedonyalı klarnet virtüözü Ismail Lumanovski şöyle açıklıyor: “Melodik olarak tüm Balkanları, ritim ve armonilerimiz ile ise bütün dünyayı kapsıyoruz.” Gerçekten de salsa salınımlarından bhangra (geleneksel bir hint dansı) vurgularına kadar, grup, keskin müzikal bakışlarını, olağandışı geçişlerini ve Çingene adaşlarının gerçek ruhunu asla kaybetmiyorlar.

“Orijinal bestelerimizde kullandığımız müzikal elementlerin birçoğu geleneksel Balkan Romanların tarzında. Ancak, bu tarz “NY9” gibi 9/8 lik ritimler ya da diğer süslemeleri kullanış şeklimizde görüldüğü üzere her zaman göz önünde değil,” diye ekliyor Lumanovski. “Biz, Roman terimini daha geniş bir bağlamda kullanıyoruz. Romanlarin tarih boyunca yaptıkları şeyi örnek alıyoruz, yani Hindistan’dan Balkanlara, oradan Batı Avrupa’ya kadar göç edip yol boyunca karşılaştıkları her milletten edindikleri en iyi müzikal fikirleri bir araya getirmek. Biz bütün dünyaya açığız, hoşumuza giden her şeyi alıp, bir araya getirip tek bir şey çıkarıyoruz.”

NY Gypsy All-Stars, doğal olarak bu dürtü ve yetenekle ortaya çıkıyor. Hem bir konservatuarlı kalibresinde olup hem de çocukken düğünlerde yerel ustalarla çalmış, köçek ya da çiftetelli oynayarak büyümüş müzisyenlerle karşılaşmak, müzikal olarak zengin sayılacak Güneydoğu Avrupa’da veya her yanı müzisyen kaplı New York’ta bile nadir bir şeydir. Ne var ki, NY Gypsy All-Stars, tam olarak da böyledir: Julliard ve Berklee gibi prestijli okullardan kazandıkları derecelerin yanı sıra, yerel müzisyenlerle doğaçlama yaparak Latin caz ya da funk çalarak büyümüşlerdir.

Bir gece Atina doğumlu basçı Panagioitis Andreou, Makedonya’da saygı duyulan müzisyen bir ailenin oğlu olan Lumanovski’yi New York’ta geleneksel ve ateşli Balkan melodilerini, beklemediği bir ihtişamla çalışını dinlemiştir. Andreou sahneye sıçrar, müziği böler ve salon sessizliğe bürünür. “Herkes bir an durmuştu, ve biz sadece basgitar ve klarnetimizle uzun bir doğaçlamaya başlamıştık,” Lumanovski o anı gülümseyerek hatırlıyor.

İkili düzenli olarak beraber çalmaya başlarlar ve menajerleri Serdar İlhan’ın teşvikleriyle grup kurulur. İlk büyük konserlerini, 2005 yılında herkesin tam gaz bir şov olarak bildiği New York Roman Festivali’nde coşkun bir kalabalığa karşı verirler. Nihayetinde Lumanovski ve Andreou’ya Türkler de katılmıştır: Uzun yılların deneyimine sahip, başına buyruk kanuni, çıplak tırnaklarla çalmak üzere mızraplarını fırlatırken komalı makamları Batı armonileriyle yoğurabilen Tamer Pınarbaşı; Avustralya’da doğsa da Türkiye’de yetişen, klasik bir eğitim görmüş cazsever vurmalı ustası Engin Günaydın ve klavyede müthiş bir yenilikçi ses dehası Jason Lindner. All Stars, repertuvarlarını, uzun yıllar boyunca iradelerini muhafaza eden ve kendilerini Romantech’in icrasına ve kaydına adamış müzisyenlerin, genellikle uzun soluklu oturumlarda ya da Karadenizlisinden Brooklyn ahalisine kadar kendinden geçmiş kalablıkların önünde beraber çalıp doğaçlamaları ile oluştururlar.

“Balkan Bollywood” kulağa yeni bir şeymiş gibi gelebilir, ama sizi kandırmasın: Acımtrak, hem de tatlı, ilhamını sadece Hint film müziklerinden değil, Türk melodilerinden ve Balkan süslemelerinden de alan çok bölümlü bir parça. Lumanovski şöyle anlatıyor: “Bu melodinin etrafında, normalde olmamaları gereken yerlerde süslemeler yaparak dolaşıp duruyordum. Melodiyi çocuklara götürdüm. Drom’daki bir gösteriden sonra 4 saat boyunca Panagiotis, Tamer ve Engin ile melodi üzerine doğaçladık. Sabah 5’e kadar aynı şeyi tekrar tekrar çaldık, bu parça böyle ortaya çıktı.”

Kendisini özellikle Ermeni düdüğünün yansımalarında hissettiren “Outcry” ezgisinde Lumanovski’nin başardığı acılı ve hazin duyum ile incelikli piano akorlarının ve neşeli kanun tınılarının zıtlığı, ve bunlara eşlik eden Andreou’nun (Balkan doğaçlamaları yapmadığı zamanlarda Afro-Latin topluluklarla olan çalışmalarıyla ödüller kazanan bir basgitarist) Afro-Cuban ritimleri de ortaya çıkan klas işin parçaları arasında sayılabilir. Tekno ritimlerinin kanun ve vurmalılarla alaycı bir şekilde sergilenmesi olarak görülebilecek “Romantech”, Anadolu ve Balkanlardan ilhamını alan ciddi bir Türk longasına dönüşüyor. Melodilerle oynanıyor, melodiler inşa ediliyor, birçok seyahat ve işbirliğinin deneyimine sahip müzisyenlerin etkileşimleri sayesinde bu melodiler yeniden yapılandırılıyor.

Tüm karmaşası ve kabiliyeti sayesinde iyi bir zaman hissiyatı dinleyicilere de sıçrıyor. 11/8 lik, olabilecek en zor kopanitsa (Bir Bulgar halk dansı) iki adımlık bir step dansa dönüşüyor. “’EZ Pass (Kolay Geçiş)’ isminde bir parçamız var, çünkü müziğimiz Balkanlara kolay bir geçiş hissi uyandırıyor.” Lumanovski gülüyor ve albümdeki bu şarkının adının New York’un etrafindaki otoban otomatik geçiş sistemiyle olan bağını açıklıyor. “Eğer bir EZ Pass’e sahipsen, durmazsın, çünkü çok hızlıdır. Sen sadece gidersin. Akar gidersin.”

Yer: Bursa Hayal Kahvesi, Fsm
Tarih: 19 Ekim 2012, Cuma
Saat: 23:00
Bilet Fiyatı: 25,00 – 35,00 TL


Bu yazı 512 kez okundu
7 Ekim 2012 Paz 22:27 tarihinde eklendi
Yorumlar

Bu Yazıya 0 Yorum Yapılmış

Henüz yorum yapılmamış

Yoruma Kapalı.

Anket

Nilüfer Müzik Festivali 2017 etkinliğine gitmeyi düşünüyor musunuz?

View Results

Yükleniyor ... Yükleniyor ...
Kullanıcı Paneli
Bursada Sanat | Copyright © 2012 - Tüm Hakları saklıdır. Bursa'da Sanat

yukarıya Çık